12.01.2010 12:07:02
ERKEN TEŞHİS VE TEDAVİ İLE AIDS’TEN KURTULMAK MÜMKÜN
Resmi rakamlara göre 3 Bin, Dünya Sağlık Örgütüne göre bu rakamın 10 katı kadar kadar HIV pozitif insan yaşıyor Türkiye’de.

 Resmi rakamlara göre 3 Bin, Dünya Sağlık Örgütüne göre bu rakamın 10 katı kadar kadar HIV pozitif insan yaşıyor Türkiye’de. Ancak düzenli testler ile hastalıktan haberdar olmak ve tedaviye erken başlamak Aids’i önemli bir hastalık olmaktan çıkarıyor. Aralık ayında Dünya AIDS Günü vesilesiyle Pozitif Yaşam Derneği’nden Işıl Monkul’la görüşmüş fakat sayfa yoğunluğundan röportajı yayımlayamamıştık. Dernekle ilgili geniş bilgiyi resmi internet sitesinden almanız mümkün ancak hastalıkla ilgili merak ettiklerinizi giriş niteliğinde röportajımızda bulabilirsiniz

-Derneğin kuruluş süreci konusunda bizi bilgilendirir misiniz Işıl Hanım            

           İlk kez internet ortamında web aracılığıyla birbirine ulaşıyorlar. Bir mail grubu üzerinden birbiriyle tanışıyorlar. Sonra yüz yüze toplanmaya başlıyorlar ve (dernekle ilgili) neyi nasıl yapmak gerektiğini tartışıyorlar. Toplantılar sırasında dernek kurmaya karar veriyorlar. HIV ile yaşamayan ama bu konuya duyarlı kişiler de gruba katılıyor. HIV ile yaşayan arkadaşların doktorları da dahil oluyor bu gruba. En sonunda dernek kurmaya karar veriliyor. Dernek 2005 yılında kuruluyor. Dernek kurulduktan sonra bir ''Destek Merkezi'' ihtiyacı hissedilmeye başlanıyor. Çünkü her gelen kişi çeşitli problemlerle derneğe geliyor. Ya ihlale uğramış ya işini kaybetmiş ya eşi boşanmak istiyor ya hamile çocuğunu doğuracak yeri yok. Ya da yeni ''tanı'' almış travma geçiriyor ve psikolojik desteğe ihtiyacı var, bu ihtiyaçlardan bir "Destek merkezi" gibi yer açma ihtiyacı doğuyor ve birinci sene sonunda Global Foundation (Küresel Fon) 2005 yılında Türkiye’ye verdiği hibeden Sağlık Bakanlığı aracılığıyla yararlanılarak Destek Merkezi açılıyor. Şu anda dernekte tıbbi danışmanlık, psikolojik danışmanlık, hukuksal danışmanlık, diyet danışmanlığı, akran danışmanlığı bölümleri var. Akran danışmanlığı HIV'le yaşayan kişilerin,  diğer HIV pozitiflere verdiği danışmanlık hizmetidir. Bu görüşmelerde HIV'le yaşama konusunda biraz daha deneyimli kişilere yeni tanı almış ya da uzun zamandır tanısı konmuş fakat kimseye açılamamış kimselere danışmanlık veriyor.

Dernek Küresel Fon ile başlıyor faaliyetlerine ama her yıl başka bir destekçisi oluyor. Bir yıl Açık Toplum Enstitüsü, bir yıl UNAIDS (Birleşmiş Milletler AİDS) gibi kuruluşlardan destek aldı. MAC kozmetik şirketinden destek aldı. Geçtiğimiz sene hem MAC hem de Levi's destek vermişti. 2009-2010 senesi için Avrupa Komisyonuna bir projeyle gidildi ve kabul edildi. Şu ana kadar yaptığımız projelerin içinde en kapsamlısı ve en geniş bütçeli proje bu.

 

-Şimdiye kadar saydığınız bütün destekler Uluslararası örgütlerden gelmiş Türkiye'den destek  var mı ?

Bizim en büyük destekçimiz Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı doktorlar. Onlar bizim HIV ile yaşayan kişilere ulaşmamızda ilk köprü. Çünkü öncelikle kişi doktorlara geliyor. Doktorlar kişiyi bize yönlendiriyor. Mesela "Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklarla Savaşım Derneği" bizim partnerlerimizden bir tanesi. Ya da KAOS GL var pek çok projede birlikte çalışıyoruz. İzmir'de TOG, TURKMSIC vb gibi organizasyonlarla ilişkilerimiz var. Bunun dışında gençlik organizasyonları var. Zaten bu gücü de biz bu birliktelikten alıyoruz.

-Derneğinizin içinde hizmet veren hukuk polikliniklerinden de bahsedebilir misiniz ?,

Hukuk polikliniklerinde de ihlale uğrayan pek çok (HIV ile yaşayan kişi) nin ihtiyaçlarından yola çıkıldı. Zaten şu anda tıbbi boyutlardan çok sosyal yaşamdaki sıkıntılar karşısına çıkıyor insanların. Çalışma alanında sağlık alanında ailede yaşamlarında çok sayıda ihlale maruz kalıyor bu kişiler. Biz bu insanlara nasıl ulaşabiliriz, sorunlarının çözümünde nasıl yardımcı olabiliriz dedik ve bu yolla Hukuk poliklinikleri projesi doğdu. Her şehirde gönüllüler belirleyelim ve bu gönüllü avukatlarla çalışalım dedik örneğin; İzmir’de de iki gönüllü avukatımız var. Bu sayede derneğin olmadığı yerlere de ulaşma imkânımız oluyor. Hem de hak ihlaline uğrayan kişilerden yasal süreç başlatmak isteyen kişiler için hukuksal süreçler başlatıldı.

-  Peki  en çok hak ihlali hangi alanda oluyor?

En çok sağlık alanında yaşanıyor aslında ve bu çok geniş bir konu. Biz 2007- 2008 yılında “HIV ile Yaşayan Kişilerin Uğradıkları Hak İhlalleri” adlı bir rapor yayımladık. Daha önce Türkiye’de böyle bir rapor yoktuBu raporda pek çok " ihlal " tespit edildi. Bu rapora baktığımızda % 40- 50'si sağlık alanında yaşanıyor. Bu seneki raporlara baktığımızda ise bunun biraz daha azalmış olduğunu gördük. Çalışmalarımızın işe yaradığını görüyoruz.Mesela yurt dışından ilişkide bulunduğumuz organizasyonlardan HIV-TRI adlı bir organizasyon ile düzenlediğimiz bir eğitim semineri ile İngiltere’den uzman doktorları getirip eğitim verdik. Bu eğitimler tedavi - tanı gibi yenilikleri içine alıyordu. Bu seminerlere yaklaşık 100 – 150 enfeksiyon uzmanı doktor katıldı. Gerek bu eğitimler gerek tıp fakültelerine giderek bizim verdiğimiz eğitimler bu sonuçları etkiledi.

- 40 - 50 gibi bir oranda tıp alanında ihlaller var dediniz. Peki hangi aşamada en çok bu ihlaller yapılıyor?

 Örneğin: testi yaptırdınız ve pozitif çıktı, doktorun size bunu yüz yüze ve yalnız söylemesi gerekiyor, Oysa bu bilgi bu şekilde verilmeyebiliyor bazen. HIV tanısı hemen sonrasında travmaya yol açan bir tanı. Aslında test öncesi ve sonrası danışmanlık diye bir sistem var ve bu sistem henüz Türkiye'de oturmuş değil.

Test sonrasında yorum yapılır ve doğrulama testi de yapılır. Çünkü yalancı pozitiflik denen bir durum var. Bazen gerçekte negatif olan biri pozitif görünebiliyor. Ama pozitif olan biri, riskli ilişkiden sonraki 90 günlük Pencere Dönemi dediğimiz bulgusuz dönem haricinde negatif görünmez.

Yani tanıyı açıklama aşamasında bile, söyleme şekliyle ilgili ihlaller başlıyor. Sonrasında bu HIV pozitif kişilerin rızası dışında aldığı tanıyı başkalarıyla paylaşma durumu söz konusu olabiliyor. Kişi tedavi aşamasına geçtiğinde, doktorunu görememesi ve gerekli bilgiyi almaması gibi ihlaller oluyor. Bir de başka sağlık işlemlerinde sorun yaşayabiliyor. Örneğin: kulak- burun - boğaza gidiyor geniz eti aldıracak fakat HIV ile yaşadığı gerekçesiyle işlem yapılamıyor. Ya da doğum yapılacak " bu bebeği aldır " deniyor.

 

- Genelde bu hastalığın eşcinsel ilişkilerde daha çok görüldüğüne dair eksik ya da yanlış bir bilgi

var değil mi ? Ya da çocukların durumu nasıl?

Yıllardan beri Dünya'da ve Türkiye'de bu oranın eşcinsellerde daha çok görüldüğü bilgisi vardı. Fakat son yıllarda artık heteroseksüellerin sayısının çok daha fazla olduğu biliniyor. Çocukların sayısı çok daha az. Toplamda HIV ile yaşayan 23 çocuk var. Artık HIV pozitif çiftlerden negatif bebekler doğuyor. Yaklaşık 12 negatif bebek var. Anne ve baba pozitif olmasına rağmen hamilelik süresince ve doğumdan sonraki süreçte uygulanan tedavi sayesinde bebek NEGATİF doğuyor. Zaten artık dünya genelinde de bu şekilde. Bu bilgi yaygın bir bilgi değil. Anne, hamileliğinde bu durumu ne kadar önce fark ederse o kadar sağlıklı bir tedavi oluyor. Doğumdan sonra bebeğe, 4-6 hafta boyunca özel bir tedavi uygulanıyor. Eskiden bebeğin HIV pozitif olma ihtimali %25 iken şimdi ise tedavi ile %0,3’lere kadar düştü bu oran.

- Virüsün bulaşma yollarıyla ilgili ne diyebilirsiniz?

Şimdi bulaşma yolları çok temel, cinsel ilişkiyle bulaşır, kan nakli yoluyla bulaşır, damar içi madde kullanımında aynı enjektörü kullanmayla bulaşır. Damar içi madde kullanıcıları kapalı bir grubu oluşturuyor. Bir de anneden bebeğe doğum ve emzirme sırasında bulaşır. 

- İzmir'de HIV pozitif kaç kişinin olduğunu biliyor musunuz?

 İzmir'de 250 vaka olduğu biliniyor. Türkiye’nin genelinde kayıtlı 3000 in biraz üzeri vaka var. Ama

Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler AIDS Komisyonunun bilgilerine göre aslında bu sayının 10 ya da 20 katına kadar vaka var. Aslında şu anda hem dünyada hem Türkiye’de erken tanın önemi vurgulanmakta. Bizim belirli ölçülerimiz var; bağışıklık düzeyini ve kandaki virüs miktarını ölçen bu testlerde bağışıklığın düştüğü anlaşıldığında tedaviye başlanıyor ve de bu tedaviler artık çok rahat günde bir ya da maksimum iki kez alınan ilaçlarla yapılıyor. Bu bağlamda HIV ile yaşadığını bilenler için bir sorun yok. Fakat HIV'le yaşayıp da bu durumu bilmeyenler var. Tabi bu önemli bir problem. Bizim toplumumuzda "gideyim HIV testi yaptırayım” demek kimsenin aklına gelmez. Ya sağlığımız bozulunca ya da bir şekilde evlilik testlerinde birden bire HIV pozitif olduğunuzu öğrenirsiniz. Biz de işte bu olmasın diye insanlar test yaptırsın istiyoruz. Virüs vücuda girdikten sonra hiç bir belirti vermeden yaşayabiliyor. Tabi bu kanla girdiyse daha hızlı oluyor. Cinsel yolla alındıysa daha uzun sürüyor. HIV, 8-10 yıla kadar hiçbir belirti göstermeden vücutta barınabilir. Bu sefer sağlık bozulmaya başlıyor. Kilo kaybı yaşanmaya başlıyor. Bizim AIDS safhası dediğimiz dönem başlıyor. Birtakım fırsatçı enfeksiyonlar görülmeye başlanıyor örneğin Tüberküloz gibi. Bu durumda bile tedaviye başlanırsa kısa zamanda AIDS safhasından, HIV taşıyıcısı durumuna gelmek mümkündür. Ama bu aşamada kaybedilen hasta da oluyor. Artık günümüzde insanlar eskiye nazaran cinsel hayatlarında daha özgür. Cinsel etkinliğiniz varsa düzenli olarak yılda bir kez gidin HIV testi yaptırın. İsminizi bile vermeye gerek yok. Bunlar gizli yapılıyor; gönüllü test danışmanlık merkezleri var. Bu merkezlere www.pozitifyasam.org web adresimizden ulaşabilirsiniz.Testinizi yaptırın ve durumunuzu bilin. Pozitif çıkarsa bize ulaşın; sonuçta HIV ile yaşayan kişilere destek vermek için çalışan bir dernek var. Biz bu konuda her türlü danışmanlık hizmetini hem HIV ile yaşayan kişilere hem de yakınlarına ücretsiz olarak veriyoruz.

 

- Peki İzmir'de bu testi nerde yaptırmak mümkün ?

İzmir’deki tüm hastanelerde ve özel laboratuarlarda bu testi yaptırmak mümkün. Ayrıca İzmir’de üç adet de Gönüllü Test ve Danışmanlık Merkezi var. Biri Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi’nin Alsancak’taki polikliniği, ikincisi Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi ve sonuncusu da AIDS ile Mücadele Derneği’nin ofisi. Bu testler Gönüllü Test ve Danışmanlık Merkezleri’nde ücretsiz. Hastanelerde sosyal güvenceniz varsa güvence kapsamında.

- Türkiye tedavinin neresinde ?

Şu anda Dünyayla hemen hemen aynı seviyedeyiz. Komşularımızın ilerisindeyiz tedaviye herkes ulaşabilir.Hatta sosyal güvencesi olmayanlar da yeşil kart üzerinden tedaviye ulaşabilir. Şu anda tedaviye ulaşımda, özellikle tedavisine yeni başlanacak olan hastalar için Türkiye de çok büyük bir  sıkıntı yok. Pek çok yeni kuşak ilaçlar ve tedavi yöntemleri ülkemizde mevcut. 80' li yıllarda hastalar günde 4-5 seferden 30 ilaç yutuyordu ve bu ilaçların çok fazla yan etkileri vardı. Şimdi 2000’lere gelindiğinde günde tek doz kullanılan ilaçlarla tedavi yapmak mümkün oldu. Üstelik yeni ilaçların yan etkileri, önceden kullanılan ilaçlara oranla çok daha azaltılmış durumda. Bu ilaçların Ülkemizde de olması çok önemli. Yalnız, çeşitli nedenlerle ilaçlara direnç geliştirmiş olan hastalardaki tedavi seçeneklerimiz ne yazık ki çok kısıtlı. Yurt dışından ilaç getirtmek mümkün olsa da, bu çok zorlu ve uzun süren bir süreç. Hatta bazen hastalarımızın yaşamını tehlikeye atacak kadar uzayabiliyor işlemler.

Bookmark and Share
CND MEDYA Reklam Ve İnternet Hizmetleri Tic Ltd. Şti.
1443 Sokak No :32 Kat:7 Daire :12 Alsancak - İZMİR

Skip Navigation Links
| www.cndmedya.com
| www.egeotoborsa.com
| www.kobiteklif.com |
İlkelerimiz