Prof. Dr. Adnan Aydıner
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi
Onkoloji Enstitüsü
Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı
Meme kanseri, dünyada ve ülkemizde nasıl bir gelişim
gösteriyor?
Meme kanseri dünyada kadınlarda en sık görülen
kanser türü. Erken tanı konusundaki bilincin artması ve tarama programlarının
yaygınlaşması ile erken tanı oranı yükseldi, bu nedenle günümüzde kadınlarda en
sık görülen kanser tipi olmasına rağmen, en fazla öldüren kanser tipi olmaktan
çıktı.
Her 8-10 kadından biri yaşam boyu meme kanserine yakalanıyor. Bu
sıklığım Batı ülkelerinden bize oranla biraz daha yüksek olduğunu görüyoruz.
Bunun nedeni hakkında tam bir görüş birliği olmamakla beraber beslenme
alışkanlığı, genetik özellikler, yağ metabolizmasındaki değişiklikler önemli
faktörler olabilir. Genç yaşlardan itibaren koltuk altı deodorantlarının
kullanılmaya başlanmasının meme kanseri sıklığını artırabileceğine dair bazı
yayınlar mevcut. Batı’da adölesan dönemdeki kızlarda koltuk altı
deodorantlarının daha sık kullanımı orada meme kanserinin daha sık olmasında
belki rol oynayabilir, ancak bu henüz kesinlik kazanmış bir görüş değildir.
Meme kanserine bağlı ölümler son 10 yılda ABD istatistiklerine
göre anlamlı düzeyde düşmüş görünüyor. Bunun nedeni de son tedavi yöntemlerinin
sağladığı sağkalım avantajı.
Tedavide son yıllarda yaşanan en
önemli gelişme hedefe yönelik tedavilerin kullanıma girmesidir. Bunlar, Her2’ye
karşı geliştirilen trastuzumab, damar oluşumunu engelleyen bevacizumab ve oral
yolla alınan lapatinib isimli moleküller. Bir diğer önemli gelişme ise hangi
tedavinin, hangi meme kanserinde etkili olduğunu gösteren moleküler ve genetik
çalışmalar. Şu anda genetik yöntem çok yaygın olarak kullanılmıyor ama zamanla
çok daha rutin bir işlem haline gelecektir.
Erken teşhisin
hastalığın seyri üzerindeki etkilerinden bahseder misiniz?
Erken
tanı ile hastalık %90 oranında tedavi ediliyor. Bu oran teşhis geciktikçe
%30’lara kadar düşüyor. Tanı konduğunda hastalık metastaz yapmış ise o zaman
tedavi şansı %5’lerin altına düşüyor. Yaygın metastazı gelişen hastanın pratik
olarak kurtulma şansı olmadığını, ancak yaşam sürelerinin uzatıldığını
söyleyebiliriz.
Pharmaceutical Business
Review